BEYİN TÜMÖRLERİ

Belirtiler, Teşhis, Tedavi, Tedavilerin Yan Etkileri, Hastalığa Uyum ve Hastalarının Desteklenmesi


      


 

BEYİN TÜMÖRÜ NEDİR?

 

Kafaiçi tümörü dendiğinde, kafatası boşluğunun içinde gelişen ve beyin dokusuna yerle­şen ya da beyne dışarıdan baskı uygula­yan bütün kütleler anlaşılır.

Beyin tümörleri herhangi bir yaşta oluşabilir ancak iki yaş grubunda daha çok görülmektedir. En çok 3-12 yaş grubu ve 40-70 yaş grubunda görülür. Beyin tümörüne yol açan risk faktörleri olarak; arıtma-lastik-boya sanayinde çalışmak, virüs enfeksiyonları ve genetikten bahsedilebilir. Bazı ailelerde, ailenin farklı üyelerinde beyin tümörü görülebilir. Genellikle beyin tümörlü hastalarda açık bir risk faktörü bulunamamıştır. Bunun nedeni, belki de birçok faktörün birarada olmasıdır.

 

 

 

BEYİN TÜMÖRÜNüN BELİRTİLERİ

 

Beyin tümörü belirtileri, tümörün çapına ve yerleşimine bağlıdır. Belirtiler, tümörün sınırlı bir alan içinde büyüyerek, beyine basınç yapması ve yaşamsal dokuların hasarı ile oluşur. Tümör, beyin-omurilik sıvısının oluşmasına ve akışına engel olarak “hidrosefali’ye yol açar. Beyin tümörü çok yavaş büyürse belirtiler de uzun sürede ortaya çıkar.

 

Beyin tümörünün en sık görülen belirtileri şunlardır:

1. Sabahları kötüleşen ve gün içinde devam eden başağrısı,

2. Nöbetler,

3. Bulantı-kusma,

4. Kol ve bacaklarda his kaybı ya da kuvvetsizlik,

5. Yürüme güçlüğü,

6. Görmede değişiklik ve/veya anormal göz hareketleri,

7. Uykusuzluk,

8. Kişilik ve hafıza değişiklikleri,

9. Konuşma değişiklikleri,

 

Bu değişiklikler beyin tümörlerinde olduğu gibi başka bir probleme bağlı olarak ta oluşabilir.

 

 


TANI:

Öncelikle şikayetlerin ayrıntılı olarak sorgulanması, aile öyküsü ve tam bir fizik muayene gereklidir. Fizik ve nörolojik muayenenin sonucuna bağlı olarak aşağıdaki “radyolojik muayene” lerden biri veya birkaçı istenebilir:

 

Beynin;

Bilgisayarlı tomografisi,

MR tetkiki,

Anjiogram,

 

BEYİN TÜMÖRÜNÜN TEDAVİSİ

 

Beyin tümörünün tedavisi birçok faktöre bağlıdır. Beyin tümörünün tipi, yerleşim yeri, tümörün çapı, hastanın yaşı ve genel sağlığı; tedavi yöntemini seçmede önemlidir. Tedavi yöntemi ve uygulama şekli çocuk ve erişkin hastalar için farklıdır.

 

Beyin tümörlerinin tedavisinde; Cerrahi”, “Radyoterapi”, ve “Kemoterapi” kullanılabilir. Doktor cerrahinin tipine, tümörün çap ve yerleşim yerine göre karar verir. Radyoterapi (ışın tedavisi) yüksek enerjili ışınlar kullanılarak kanser hücrelerini öldürür. Antikanser ilaçlarının kullanılmasına ise Kemoterapi denir. Bu tedavi yöntemleri bazı hastalarda ayrı ayrı, bazı hastalarda ise birlikte kullanılır. Doktor, her hasta için en uygun tedavi planını seçer.

 

BEYİN TÜMÖRÜNÜN TEDAVİSİ

 

Cerrahi:

 

Beyin tümörlerinin tedavisinde öncelikle kullanılan yöntemdir. Beyin cerrahları, “kranyotomi” denilen bir işlemle kafatasını açarlar. Cerrah, tümörü mümkün olduğunca çıkarmalıdır. Ancak, tümör, beyin dokusunu hasara uğratmadan çıkarılamıyorsa, bir miktarı kalabilir. Tümörün bir parçanın çıkarılması bile beyindeki basınç belirtilerini geriletir ve kalan kısım radyoterapi ve/veya kemoterapi ile tedavi edilebilir.

Bazı tümörler çıkarılamaz, bu durumda sadece “biyopsi” alınır. Biyopsi ile tümörün çok küçük bir parçası alınarak patolojik tanı konulabilir ve doktorun tedavi şeklini seçmesine yardımcı olur. Bazı durumlarda biyopsi iğne yardımıyla alınır. Bunun için, hastanın başı sabitlenir, BT ya da MR yardımıyla tümörün yeri belirlenir. Daha sonra, kafatasında küçük bir delik açılarak biyopsi alınır. Bu işleme “steriotaksik biyopsi” denilir.

 

 

 

Radyoterapi:

Radyoterapi, güçlü radyoaktif ışınlar yardımıyla kanser hücrelerinin hasara uğratılması ve büyümesinin durdurulmasıdır. Genellikle cerrahi sonrasında kalan tümör dokusunun tedavisi için veya cerrahi yapılamıyorsa kullanılır

 

Kemoterapi:

 

Kemoterapi, kanser hücrelerinin ilaçla öldürülmesidir. Bir veya birden fazla ilaç birlikte uygulanabilir. Genellikle, ağız yolu, kas içine veya damar yolu ile verilir. Kemoterapinin, beyin omurilik sıvısı içine direkt olarak verilmesine ise “Intratekal kemoterapi” denir.

 

Kemoterapi, genellikle kürler halinde ve 21-28 günde bir tekrarlanarak uygulanır. Hastanın kemoterapi alıp alamayacağına, alacaksa kaç kür alacağına, tümörün tipine, hastanın yaşına ve genel durumuna bakılarak karar verilir.

 

TEDAVİNİN YAN ETKİLERİ

 

Radyoterapi hem kanserli hem de normal hücreleri etkiler. Haftada 5 gün verilen radyasyon şeması, hafta sonunda sağlıklı hücrelerin kendisini tamir etmesine izin verir. Yan etkilerin çoğu, tedaviden hemen sonra görülür, bazı yan etkiler ise tedaviden uzun süre sonra ortaya çıkar. Bazı hastalarda, tedaviden sonraki birkaç saat içinde bulantı, yorgunluk olabilir. Böyle durumlarda hastaların istirahati gerekir. Günlük yaşamda ise mümkün olduğunca aktif olunmalıdır.

 

Radyoterapi, bazen kalıcı olabilen saç dökülmesine yol açabilir. Işın bölgesindeki deride, kırmızılık, kuruluk ve pullanma olabilir. Tedavi alanı, hava ile temas etmeli ancak güneşten korunmalıdır. Başı rahatsız eden giysilerden kaçınmalıdır. Tedavi cildine, doktora sormadan herhangi bir losyon ya da krem sürülmemelidir.

 

Radyoterapi ile ölen tümör hücreleri bazen beyinde kitle oluşturarak başağrısı, nöbet gibi belirtilere yol açabilir. Radyoterapiden 4-8 hafta sonra uykuya eğilim ve iştah kaybı olabilir. Bu belirtiler genellikle birkaç hafta içinde kaybolur. Belirtiler devam ederse doktora haber verilmelidir.

Çocuk hastalarda radyoterapi; öğrenme güçlüğü, görme bozukluğu, büyüme-gelişme geriliği yapabilir.

 

Kemoterapi de radyoterapi gibi hem kanserli hem de normal hücreleri etkiler. Kemoterapi ilaçları ağız, kas içi veya damar yolu gibi farklı yollarla verilebilir.

 

Kemoterapi, genellikle “kür”ler halinde hastanede yatarak uygulanır ve bir dinlenme döneminin ardından diğer küre geçilir. Kemoterapinin, saç-kan ve sindirim sistemi gibi hızlı büyüyen normal hücreleri de etkilemesi sonucunda; kansızlık, saç dökülmesi, bulantı-kusma, enfeksiyon riskinin artması gibi yan etkiler görülebilir. Bu yan etkilerin şiddeti hastadan hastaya değişir ancak hemen hepsi ilaçlarla kontrol altına alınabilir. Bazı kemoterapi ilaçları kalp üzerine olumsuz etkiler yapabilir, bazı kanser ilaçları ise üreme hücreleri üzerine kalıcı yan etkiler yaparak kısırlığa yol açabilir.

 

HASTALARIN KONTROLÜ

 

Beyin tümörlü hastalar, tedaviden sonra düzenli olarak doktor kontrolü altında olması gerekir. Bu kontroller, genellikle fizik ve nörolojik muayeneyi içerir. Zaman zaman beyin tomografisi ya da MR filmi çekilebilir. Hastalar, doktorun önerilerine ve kontrollerine uymalıdırlar. Herhangi bir sağlık probleminde hasta mutlaka doktoruna haber vermelidir.

 

HASTALIĞA UYUM ve KANSER HASTALARININ DESTEKLENMESİ

 

Kanserle yaşamak kolay değildir. Beyin tümörü tanısı, hastaların yaşamını değiştirebilir. Hastalar; tıbbi ve fiziksel değişikliklerle baş etmek bir yana, hayatlarını zorlaştıran bir çok endişe, duygu ve düşüncelere sahiptir. Yapılan tetkikler, tedaviler, hastanede yatma gerekliliği ve tedavi ücretleri hastaları endişelendirebilir. Bu duygusal durumla başa çıkmak için yardıma ihtiyaçları vardır.

 

Hastaların, hastalıkları ve duyguları hakkında aile üyeleri ile açık açık konuşmaları daha iyi olur. Doktor, hemşire ve diğer sağlık personeli ile konuşmaları korku ve kaygılarını gidermede yardımcı olabilir. Anlamadıkları şeyleri daha açık sormalıdırlar. Hastaların çoğu hastalığın tipini, tedavi şeklini ve tedaviden ne başarı sağlanacağını bilmek isteyebilir.

 

HASTALIĞA UYUM ve KANSER HASTALARININ DESTEKLENMESİ

Beyin tümörlü hastalar, tedavi sırasında yaşam alışkanlıklarını değiştirmek zorunda kalırlar. Günlük aktivite ve çalışmaya devam edebilmeleri; belki kısa süreli belki de kalıcı olarak değişir. Hastanın doktoru, aktivitelerin sınırlanması konusunda danışılacak en iyi kişidir. Ancak bazen hasta ve yakınları bu soru ve kaygılarını doktorla paylaşmaya çekinmektedir. Bu durumda kendilerine benzer hastalığı olan kişilerle konuşmaları faydalı olabilir. Kanser destek grupları kanser hastalarının tecrübelerini paylaşmak ve konuşmak için güvenli ortamlar sağlayabilir. Bazen hasta ve yakınları diğer hastalarla iletişime geçmekte zorlanabilir. Bu durumda psikiyatrist ve psikologlardan profesyonel yardım almaları gerekir.

 

Beyin tümörü gibi ciddi bir hastalıkla başa çıkmak kolay değildir. Arkadaş ve aile üyelerinin önerilerinin doktora danışıldıktan sonra uygulanması doğru olur.

 

İYİLEŞME ŞANSI NEDİR?

 

Beyin tümörlü bir hastanın yaşam beklentisi, tümörün tipine, hastanın yaşına, genel sağlığına ve tedaviye cevabına bağlıdır. Büyük sayıda hastanın sonuçlarını değerlendiren istatistiki bilgiler ortalama değerlerdir, oysa hiçbir hasta bir diğerine benzemez. Tümöre ve hastaya ait pek çok faktör aynı hastalığa yakalanan iki kişinin farklı seyirler göstermesinde etkili olabilir.


"Kendinizi başka hastalarla kıyaslamayınız,çünkü her hasta farklıdır."




Op. Dr. Umut YAKA


Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı


Özel Memorial Hizmet Hastanesi

www.umutyaka.com